top of page

Konkordatoda Şirket Ortaklarına Ait Malvarlığının Satışı

  • Yazarın fotoğrafı: Elem DOĞDU ÖZKAN
    Elem DOĞDU ÖZKAN
  • 3 Mar
  • 3 dakikada okunur

Konkordato ne için talep edilir?


İcra ve İflas Kanununun 285. maddesine göre, borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir. Buna göre sermaye şirketleri ile birlikte gerçek kişiler de mahkemeden konkordato talebinde bulunabilir. Yasa koyucu konkordato talebini, vade konkordatosu ve indirim konkordatosu olarak ikiye ayırmıştır. Yani borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe riski bulunan borçlu şirket veya borçlu şahıs, mahkemeye başvurarak borçlarının ödenmesi için vade verilmesi veya borçlarından indirim yapılması talebiyle konkordato ilan edebilir.


Konkordato kaynağı nedir?


Konkordato kaynağı, mali darboğaza giren bir şirketin borçlarını ödeyebilmek ve iflastan kurtulmak amacıyla mahkemeye sunduğu ödeme planını (konkordato projesini) hangi maddi araçlarla finanse edeceğini gösteren dayanak noktasıdır. Basit bir ifadeyle, borçlunun alacaklılarına "Size olan borcumu şu yollarla elde edeceğim gelirle ödeyeceğim" taahhüdünün finansal karşılığıdır.

Bir konkordato projesinin mahkeme ve komiser heyeti tarafından onaylanabilmesi için sunulan kaynağın gerçekçi, somut verilere dayalı ve hukuken şirketin doğrudan kontrolünde olması şarttır. Gerçekleşmesi şüpheli, belirsiz veya başkasının inisiyatifine bağlı kaynaklar projeyi geçersiz kılar. Hukuki ve finansal uygulamalarda geçerli kabul edilen bu araçlara örnek verecek şekilde belirtmek gerekirse; şirketin olağan ticari faaliyetlerinden elde edeceği gelecekteki kâr ve nakit akışları ile bilançosunda yer alan ve mülkiyeti bizzat kendisine ait olan taşınmazların, taşıtların veya ihtiyaç fazlası stokların satışı gösterilebilir. Bunlara ek olarak, işletmenin piyasadaki müşterilerinden olan gerçek ve tahsil kabiliyeti yüksek ticari alacaklarının toplanması, ortakların şirkete karşılıksız olarak yeni nakit sermaye eklemesi veya dışarıdan sağlanan yeni yatırım ve krediler de projenin finansmanını sağlayan, hukuken geçerli ve somut ödeme kaynakları arasında yer almaktadır.


Şirket ortaklarının adına kayıtlı mal varlığı, konkordato kaynağı olarak kabul edilebilir mi?


Son birkaç yıl içerisinde hazırlanan konkordato projeleri incelendiğinde, şirket ortaklarına ait şahsi malvarlıklarının konkordato kaynağı olarak gösterilmesi uygulamasına oldukça sık rastlanmaktadır. Borçlu şirketler, genellikle tüzel kişiliğin mevcut varlıklarının ödeme planını tam olarak karşılamadığı durumlarda, projenin finansal altyapısını desteklemek ve alacaklılara sunulan teklifin kabul edilebilirliğini artırmak amacıyla ortakların şahsi gayrimenkul veya nakit varlıklarını sürece dahil etme eğilimindedir.

Bu konuda, konkordato hukukunda "projenin ciddiyeti ve inandırıcılığı" başlığı altında değerlendirilen oldukça kritik bir mesele vardır. Türk hukuk sisteminde sermaye şirketleri ile ortakların malvarlıkları kesin çizgilerle ayrılmıştır. Ortağın konkordato kaynağından vazgeçmesi (diğer ortaklarla ileriki aşamalarda uyuşmazlık içine düşmesi, ailevi sorunlar, vefat gibi) veya hisse devri gibi gerçekleşebilecek olaylar şirket açısından hukuk dünyasında "dış kaynağın belirsizliği" olarak adlandırılır. Şirketin borçlarından dolayı kural olarak şirket malvarlığı sorumludur. Şirket ortağının şahsi mülkiyetinde bulunan bir bir malvarlığı, hukuken şirketin bilançosunda veya aktifinde yer almaz. Konkordato projesinde şirketin kendi tasarruf yetkisinde olmayan, mülkiyeti üçüncü bir kişiye (şirket ortağı olsa dahi) ait olan bir malvarlığının kaynak olarak gösterilmesi, "hukuki öngörülebilirlik" ilkesine aykırıdır. Şirket ortağının, şahsi mal varlığını (şahsi gayrimenkul, nakit varlıkları v.b) satarak şirkete kaynak aktaracağını beyan etmesi, o an için yalnızca bir iyi niyet beyanı niteliğindedir. Hukukta niyetler, kesinleşmiş teminatlar olmadıkça bağlayıcı değildir.


Konkordato mühleti içinde ortağın borçları ödemekten vazgeçmesi halinde, konkordato komiserinin veya mahkemenin ortağın şahsi malına zorla el atma yetkisi yoktur. Ortağın şirket hisselerini üçüncü bir kişiye devretmesi durumunda, eski ortağın şahsi malvarlığı ile şirket arasındaki bağ tamamen kopacaktır. Yeni ortak ise bu taahhüdü yerine getirmekle yükümlü olmayabilir. En basit bir sorun olarak ortaklarından birinin vefatı halinde ortağın konkordato kaynağı olan taahhüt ne olacak sorusunun cevabı verilemez mahiyette olduğu aşikadır. Ortağın şahsi taşınmazı üzerinde, şirketin değil, ortağın şahsi alacaklılarının tasarruf hakkı önceliklidir. Eğer ortağın şahsi borçları varsa, ortağın şahsi alacaklıları bu malvarlığına haciz koyabilir. Bu durumda, şirket konkordato projesinde bu mal varlığına güvenmiş olsa bile, bu mal varlığının satışı halinde para şirket alacaklılarına değil, ortağın şahsi alacaklılarına gidecektir. Bu durum, konkordato projesini uygulanamaz ve hayali kılar.


İcra ve İflas Kanunu (İİK), konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin nesnel verilerle desteklenmesini şart koşar. Sadece soyut vaatlere dayalı, şirketin doğrudan kontrolünde olmayan kaynaklar "inandırıcı" kabul edilemez.

Şirket ortaklarına ait şahsi malvarlıklarının konkordato kaynağı olarak gösterilmesi ilgili kaynağın inandırıcı bir konkordato kaynağı halinde getirilmesi gerekmektedir. Bu durum ise ancak profesyonel hukuki destek alınması ile mümkündür. Bu şartlar sağlanmadan, sadece satıp şirket borçlarını ödeyeceğim beyanıyla sunulan proje, alacaklıları yanıltmaya yönelik, temelsiz bir projedir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Hukuk Yargılamasında Tanık

Tanık, taraflar arasında çekişmeli olan olaylar ve durumlarla ilgili bilgisi ya da görgüsü olan, davanın tarafları dışında bulunan...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page